17 Mart 2019 Pazar

IRKLARIN YOLDAŞLIĞI

Gazeteci- Sinema Yazarı, Senarist ve Film Yapımcısı Coşkun Çokyiğit, Irk ayrımcılığına karşı gerçek olaylardan yola çıkarak çekilen Yeşil Rehber filmini gençlerle konuştu. 2 saat süren film analizinde Çokyiğit, gençlerin analize katılmasını sağlayarak karşılıklı bir sohbet sağladı. Sosyal, siyasî ve bireysel, ırksal vd. ötekileştirmenin Modern Batı uygarlığı ürünü olduğun söyleyen Çokyiğit, daha insanî bir yaşam tarzı ve uygarlığın ipuçlarının Türk ve İslam tarihinden çıkarılabileceğini, günümüz koşulların uyarlanarak hayata geçirilebileceğini vurguladı... Çokyiğit, Amerikan sinemasının dünyadaki en prestijli ve belki de tek Ulusal Sinema olduğunu, bir Hollywood filminde hiçbir konunun sakıncalı görülmediğini en derin sosyal yaraların bile filmleştirilebildiğin vurgulayarak, “Bu özgürlük alanı Amerikalı sinemacılar tarafından asla istismar e
dilmez. En ağır eleştiri filmi bile kendi ülkesine ve devletine hayarandır!” Dedi.

11 Mart 2019 Pazartesi

Ferhat Göçer'in Özgün Bestesi "İçimdeki Hazine" YouTube Resmi Kanalında

2018 yılında gerçekleştirilen İçimdeki Hazine filminin özgün müziklerini yapan Ferhat Göçer'in, film için özel olarak bestelediği "İçimdeki Hazine" şarkısı YouTube kanalını yüklendi.

İzlemek için Linki Tıklayın:

https://www.youtube.com/channel/UCToFmZLJ8KzMSblR3hXqBwQ













5 Ağustos 2018 Pazar

İÇİMDEKİ HAZİNE 14 EYLÜLDE SİNEMALARDA


YÖNETMEN: Hakan Gürtop  
SENARYO: Coşkun Çokyiğit  
MÜZİK: Ferhat Göçer

OYUNCULAR: Cemre Melis Çınar, Fatih Ayhan, Levent Sülün, Kimya Gökçe Aytaç, Güner Özkul, Sedat Erdiş, Önder Selen, Ömer Yazıcı, Gül Gülsün Yıldız, Türkyılmaz Sarıkaya, Zeynep Çilek, Tuncay Gençkalan, Jens Walter Deniz Grund, Çağrı Çokyiğit, Demir Saygı, Başak Ayla, Ömer Çimen, Iraz Savun ve Ömür Gedik 

KONU: Ayda ailesinin son ferdi olan Sema, babasının ölümü ile dünyada yapayalnız kalır. Babasının cenazesi ile İstanbul'a dönen genç kadın merasimden sonra aile konağına yerleşir. Sema'nın hayatı babaannesinin kendisine bıraktığı şifreli bir belgeyi teslim almasından sonra bambaşka bir hal alır. Kendisini bilinmeyen bir dünyanın içerisinde bulan Sema belgenin sırrını çözebilecek midir?

TÜR: Gizem, Gerilim, Dram, Macera, Aksiyon

SÜRE: 105’ 39”

PAK FİLM YAPIMCILIK: 2018, Türkiye


IMDb

Resmi Web Sitesi

Facebook
@icimdekihazinefilmi


YouTube
İçimdeki Hazine Filmi





İngilizce Altyazılı Fragman





2 Ocak 2018 Salı

Hüsamettin Aslan'ın ardından

"Ağlarım hâtıra geldikçe gülüştüklerimiz"

Prof. Dr. Hüsamettin Arslan, Küllük’te bir öğrencilik anısını anlatmıştı: Ülkücü gençlerin yürüyüşü sırasında, “Kahrolsun Faşistler, Sosyal Faşistler!” sloganı attırmış... Tabii bu slogan, önceden belirlenen listede olmadığı için epey başı ağrımış.
Anlatır, gülüşürdük!


Bütün parasını kitaba yatırdığı için Ankara Oto Garda sabahladığı gecelerde yaşadıkları roman gibiydi.
Anlatır, gülüşürdük!


Babasının İstanbul'a ilk geldiğinde Halaskâr Gâzi Caddesi boyunca, hem de her defasında elini kasketli başına kaldırarak herkesle selamlaştığını da anlatırdı.
Gülüşürdük!


Sultanahmet’te sokakta kalan turistleri evine alıp iki kilo şeftaliyi önlerine koyup, “Yeyin!” dediğinde “keferelerin” dehşetle kendine bakıp, “Gerçekten mi?” şeklindeki hayret nidalarını anlatır, taklit ederdi: gülüşürdük...


Nur içinde yat Hüsamettin...

24 Ekim 2017 Salı

Michael Hazanavicius, Jean-Luc Godard ve Entelektüel Aymazlık

Michael Hazanavicius
Michael Hazanavicius, 54. Uluslararası Antalya Film Festival’inde “Redoubtable” filmi ile yarışıyor. Kışkırtıcı, ironici, içeriği dolu, aynı zamanda biçimci filmleriyle dikkat çeken Oscar ödüllü bir yönetmen. Jean-Luc Godard’ın biyografisine odaklandığı filmi, zevkle izlenen, “kara mizah” denecek kadar dikenli, hicivlerle dolu bir komedide, yönetmen, Godard’ın eski eşi Anne Wiazemsky’nin “Un an après” kitabından yola çıkıyor.

Sohbet toplantısında ifade ettiği gibi, serbest bir uyarlamaya imza atan Hazanavicius, “68 Kuşağı”na ulanmaya çalışan ancak “Organik Burjuva Aydını” oluşundan dolayı bir türlü “Marksist Muhalif Aydın”lar çevresine dâhil olamayan ve sonunda “Maocluk” limanına demir atan Godard’ı iyice hırpalıyor.

Michael Hazanavicius’un entelektüelliğini ve buna bağlı olarak var ettiği film estetiğinin lezzetli bir sinema yarattığını hiç kimse inkâr edemez. Evet; zeki, kışkırtıcı, küstah, iğneleyici, ironik ve komik yanlarıyla “Redoubtable” uzun zaman tartışılacak, lanetlenecek ve alkışlanacak bir sinema eseri.

Hazanavicius’un filmini, Antalya Film Festivali’nin yeni konseptlerinden “açık hava sinemasında” kış kıyafetleri tedarik etmiş olmama rağmen titreye titreye seyrederken, yönetmenin ideolojik saplantısı olmayan, sağlam bir “dünya görüşüne” sahip ciddi bir entelektüel olduğuna karar verdim. Bu yüzden de oturup, zekâ patlamalarını nefis görsel ifadelere dönüştüren Hazanavicius hakkında iyi şeyler yazmaya karar verdim (sanki deminden beri kötü şeyler yazıyorum da:).

Ancak… Jean-Luc Godard’ın 68 Olayları sırasında Komünist öğrencilerin Paris’teki toplantılarında yaptığı konuşmalarında "Vietnam, Filistin, Kara Panterler" vs. den bahsederken kör gözüm parmağına “Kürtler” diye tutturması tuhafıma gitti. Hazanavicius’a ilk fırsatta Godard’ın, bu toplantılarda saydığı diğer dünya olayları ile “yapısal” benzerliği olmayan meseleyi sık sık gündeme getirdiğine dair kitapta veya bir başka yerde belge olup olmadığını sormaya karar verdim.
Cemile  Buhayrat
Yönetmenin, soru cevaplı basın toplantısında, Anne Wiazemsky’nin “Un an après” kitabını filme aktarması için kendisine hiçbir şart koşmadığını, tamamen serbest bir uygulamaya imza attığını söylemesi üzerine Hazanavicius’a sordum:

-Kitapta, Godard “Kürtlerden” bahsediyor muydu?

Hazanavicius cevap olarak kitapta Kürtlerin bahsinin hiç geçmediğini ama araştırmalarından bunu çıkartarak kendisinin ilave ettiğini söyledi!

Aman Allah’ım!

Bir insan hem bu kadar zeki olup hem de bu kadar “aymazlık” içine nasıl düşebilir? Bu nasıl bir entelektüel etik?
Çinli Kız'da Cezayir de var!

Günümüzde bir emperyalist sömürü oyunu olarak sürdürülen ve “Kürt Sorunu” olarak dayatılan meseleye bugünden bakarak geçmişe taşımak nasıl bir aymazlık olmalı? 

Dayanamayarak sordum:

-Peki ya Cezayir’den neden hiç bahsetmiyor Godard?

Üstelik "Çinli Kız" filminin kadın kahramanı (ki eserin sahibi, Godard'ın oyuncusu ve sonra eşi) Cezayir'in kadın kahramanı Cemile  Buhayrat'ı (Fransızca: Djamila Bouhired) örnek almaktan bahsederken...

Michael Hazanavicius, Attila İlhan’ın “Hangi Batı” kitabında pek çok Batılı Komünistin ağzından aktardığı “O başka!” cevabına benzer bir cevap verdi! "Savaş biteli altı yıl olmuşm"uş...

Onun hakkında kurduğum kristal dünya tuzla buz oldu… 

Sevgili konuğumuz Michael! Kürtler bizim, biz Kürtleriniz. Emperyalist Batı, “kritik hammadde”yi kontrol etmek için 18. YY’dan beri içine ettiği Orta Doğu’dan çekip giderse Moğol İstilasından bile sapasağlam çıkmış bölge insanları, binlerce yıllık geleneklerini yani “birlikte yaşamak” geleneğini hemen tesis edeceklerine inanın.

Hem size bir de sır vereyim: sandığınız veya iddia ettiğiniz gibi, mesele “Kürt Sorunu” değil, “Emperyalizm Sorunudur”!