15 Şubat 2026 Pazar
Shakespeare’in ölümlü sabisi Hamnet’ten ölümsüz Hamlet’ine doğru acıklı yolculuk
On üç yaşımda olsaydım ve ailem bana, yaş sınırı 13+ olan Hamnet filmini izletseydi ne olurdu? Muhtemelen, bugün aklı başında hükümetler tarafından on altı yaşındaki çocuklar için çıkartılmak istenen sosyal medya yasaklarına değgin içeriklere maruz kalmış ve ruhen istismar edilmiş, ergenliğe adım atmak üzere bir “sabi” gibi görünürdüm. Kafası karışmış, cinsel ve duygusal yönden çok fazla etkiye maruz kalmış, bu yüzden geceleri kâbus görme ihtimali yüksek bir sabi! Hastalık hastası olur, ölüm korkusuna bile kapılırdım. Üstelik filmde Hamnet’in anne ve babasının “soft-porn” masa üstü seks sahnesini hazmedebilmem imkânsız olurdu. Geleneksel Hristiyan dindarlığına karşı pagancı güzelleme yapan orman cadılarından taraf anlatısıyla kafam iyice karışır manevi dengemi tamamen kaybederdim!
***
Bir çocuk değil bir yetişkin olarak ise yönetmen Chloé Zhao’nun çok konuşulan ve tartışılan bu filmi hakkında karar vermekte güçlük çekiyorum. Yapılan onlarca eleştirideki gibi şu ikilemi yaşıyorum. Hamnet filmi, “Hamlet”in yaratılışına giden özgün bir kurmaca mı, tarihi gerçeklerden uzak fazla kurgusal bir zorlama/abartı mı? Hamnet, natüralist bir yapım mı, Terrence Malick tarzına öykünen zorlama bir şairanelik mi? Finaliyle, arındıran ağrı ve derin bir yas hikâyesi mi, seyirciyi gözyaşlarına boğmak için tasarlanmış bir atraksiyon mu? Ve bunun gibi pek fazla soru.
***
İkirciklenmelerimi bir yana bırakayım: bu ağır tempolu, seyircisinin duygularıyla hileli biçimde oynayan, yönlendiren -ve özellikle, altını çizerek söylüyorum- Lars von Trier’in 2015 yılında izlediğimiz Deccal’inden tematik ve görsel ödünçlemeler yaptığı kanaatine vardığım Hamnet’in matematiği üzerine çok fazla hesaplamalar yapılmış olduğu fikrinde karar kıldım. Filmin eklektik atmosferinden başka bir havada, istisnaî iki sahnesi var ve bu sahneler ustalıkla birbirine bağlanıyordu: Hamnet ve ikizi Judith’in birbirlerinin kıyafetini giyip babaları Shakespear’in karşısına geçerek kandırmaca oyun oynadıkları planlar zekice kurgulanmış mutluluk tablosuydu. Bu kandırmaca oyunun bağlandığı sahne ise tam tersi trajikti ve sağlanmak istenen duygu yoğunluğu hedefini en üst seviyeye çıkarıyordu. Veba hastalığı yüzünden ölüm döşeğinde yatan ikiz kız kardeş Judith’ten ümit kesilmişken Hamnet, babası gibi Azrail’i dahi kandıracağın sanarak kardeşinin yanına uzanıyor, “yerine ölme” dilek ve yakarışında buluyordu. İşte Hamnet’in ağır atmosferini içselleştirebildiğim, filmle duygudaşlık bağı kurulabildiğim sahneler bunlardı.
***
Chloé Zhao, bir kısım seyircinin salondan dili tutulmuş, büyülenmiş gibi çıktığı, bazı seyircilerin ise sıkılmış ve rahatsız olmuş biçimde oflayıp pufladığı Oscar ödüllerine aday bir film çekmiş. Yarışacağı filmler arasında benim, ödül değil delikli kuruş vermeyeceğim Frankenstein ve Sinners de var. Oscar’a aday bir başka film daha var ki, işte o, bendenize göre Oscar heykelciklerini toplaması gereken Paul Thomas Anderson’ın “One Battle After Another” filmidir. Sanıyorum Akademi ödülleri üzerinde gözle görülür bir etkisi olan Yahudi asıllı Amerikalı yapımcı-yönetmen Steven Spielberg, Hamnet’ten yana tavır alacak ve sanıyorum Hamnet en büyük ödüllerden bir kaçını toplayacak!
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder