28 Aralık 2025 Pazar

En kalıcı eylem: Hind Rajab'ın Sesi

Batı dünyasının sonunun geldiğini haykıran önemli insanların sesleri her gün biraz daha yükseliyor ve batılı egemenler, protest sesleri kısmak için cari olan hukuk çerçevesinde “çok uygar!” yollar kullanıyor ancak bu muhalif sesler her gün daha da çeşitleniyor. Batı adına cinayet işleyen, işlediği cinayetleri Yunanistanlılar gibi “kahramanlık” gibi gösteren İsrail’de, İsrail resmi söylemlerine rağmen susmayı zulüm sayan İsrailli tarih - vatandaşlık bilgisi öğretmeni Meir Baruchin gibi insanlar çıkıyor. Dünyaca ünlü aktör Mark Ruffalo, kendisini kariyerini bitirmekle tehdit eden sektörü Hollywood’a meydan okumaya devam ediyor. Ruffalo, “Kariyerim gitse de konuşacağım! İsrail sömürgeci, işgalci güçtür. Filistin halkının topraklarını zorla elinden aldı. Her şeye rağmen Filistin halkını savunacağım,” diyor. 28 Aralık 2025 00:47 Ülkemizde pek çok insani yardım kuruluşu Filistin ve Gazze için çok şey yaptı, yapmaya devam ediyor. Hatta bu uğurda gemilere binip aç - susuz Filistin halkına yardım götürme pahasına hayatlarını kaybettiler. Ama zalim durmadı, susmadı zulme devam etti. Buna karşılık dünyamızda ve ülkemizde yollar, medyanlar, sokaklar “Gazze! Filistin!” haykırışlarını göklere savuran insan kalabalıklarıyla dolup taştı. Asıl önemli olan-kısıtlı sayıda da olsa- sinema dünyasındaki hareketlenmelerin ülkemize yansımasıydı. Bu yıl Adana Altın Koza, Antalya Altın Portakal ve Boğaziçi film festivallerinde, Filistin konulu seçkilere yer verildi. Küçük bütçeli ve Avrupamerkezci (Eurocentrik) kültür dışında kalan odaklar eliyle, Filistinlilerin yardımı ile çekilen filmler artmaya, dünyayı dolaşmaya, festivallerde ödüllendirilmeye başladı. Bu sevindirici bir gelişme çünkü bir “davanın” siyasallaşması ve askerileşmesi (veya militarize olması) ne kadar kötü sonuçlar doğurursa onun kültür sanat alanına taşınıp, sanat âleminin araçları vasıtasıyla temsil edilmesi o kadar olumlu sonuç getirir. Geçen hafta pazar günü Atlas 1948 sinemasında böyle bir eserin özel gösterimi vardı. Hind Rajab'ın Sesi hakkında, Venedik Film Festivali'nde "Gümüş Aslan" dâhil pek çok ödül kazanmış olması dışında fazla bir bilgim yoktu. Filmin vasıfları için “Film, gerçekten tüm dünyayı yerinden oynattı!” ifadesini kullanan Sinema Genel Müdürü Birol Güven imzalı bir davet aldım ve gidip seyrettim. Yönetmenliğini Kaouther Ben Hania'nın üstlendiği "Hind Rajab'ın Sesi (The Voice of Hind Rajab)" filmi, İsrail tarafından 6 yaşında hayattan koparılan Filistinli Hind Rajap'ın son anlarını ve Gazze'de yaşanan insanlık dramını anlatıyor. Saja Kilabu Motaz Malhees, Clara Khoury ve Amer Hlehel'in rol aldığı yapım, gücünü gerçekten alan bir drama. Diğer yandan karakterleri canlandıran oyuncuların rol yaparken olayı yeniden yaşadıklarını düşünerek/hissederek oynamış olmaları filmin duygu aktarımına ciddi katkı sağlıyor. Ailesinden pek çok kişini cesedi arasında sıkışıp kalmış Hindi adlı kız çocuğun yardım çığlıklarını dahi tuzak olarak kullan kalleş düşman tuzakları kalbinizi ve vicdanınızı parçalıyor! Şimdi gelelim asıl söylemek istediğime: Sabahtan akşama kadar “Gazze! Filistin! Kudüs!” diye dağı taşı inleten vicdan sahibi halkımızın kaçta kaçı sinemalarımızda gösterilmeye başlayan Hind Rajab'ın Sesi filmini izleyecek merak ediyorum! Umulur ki, Filistin yürüyüşlerini düzenleyen sivil toplum kuruluşları kendileriyle beraber her defasında yollara düşen insanları sinemaya gitmeye ve bu filmi izlemeye teşvik etsinler. O kadarı yetmedi mi? O zaman kendilerini hiçbir nümayişte yanız bırakmayan dava arkadaşlarına bilet dağıtarak sinemaya gitmesini sağlasınlar. O da yetmedi mi? Belediyeler vasıtasıyla film kiralanarak halkımıza gösterilmesini sağlasınlar. Ama mutlaka insanımızı kültür sanat etkinliklerinin içine soksunlar. Çünkü sanat, “dindarâne tevekkül” dışında mazlum milletlerin sığınabileceği ve birazcık nefes alabileceği en doğu yerdir. Sanat, hayatın acımasızlığı, “öteki”nin yok sayması ve zalimliğine verilebilecek doğru, kalıcı ve en etkili insani eylemdir… Heydi bakalım, Filistin için sinemaya… Filmin konusu: 29 Ocak 2024'te Kızılay gönüllülerine acil bir çağrı gelir. 6 yaşında bir kız çocuğu, Gazze'de İsrail ateşi altındaki bir arabanın içinde mahsur kalmış, kurtarılmak için yalvarmaktadır. Kızılay gönüllüleri, telefonu kapatmaması için uğraşırken, ona bir ambulans yetiştirebilmek için ellerinden gelen her şeyi yapar. Çocuğun adı Hind Rajab'dir. Bu filmdeki telefon kayıtlarındaki ses, onun gerçek sesidir. Hind'in sesi, Gazze'nin sesidir. Tüm dünyanın duyduğu ama kimsenin cevaplamadığı bir imdat çığlığıdır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder