Genç, idealist bir yönetmen olan Emrah (Öner Erkan’ın canlandırdığı Emrah aslında Sinan Çetin’in kendisidir!), ilk sinema filmini çekmeye çalışmaktadır. Emekli gümrük muhafaza müdürü olan babası Mehdi Bey (Ahmet Mekin), oğluna idealindeki evlat portresini dayatan, devleti kutsal belleyen bir babadır (ki biz onu Propaganda filminden tanıyoruz, orada Kemal Sunal’ın canlandırdığı dürüst memur Mehdi Bey’di).
Emrah, arkadaşları ve annesi Şahane Hanım'ın (Ayşen Gruda ki, biz onu Meral Orhonsay’ın canlandırdığı Şahane olarak yine Propaganda’da tanımıştık) desteğiyle yapımcılardan para vaadi arak devrimci bir film çekmeye başlar… Fakat Türk seyircisinin sinemaya nasıl çekileceğini bilen yapımcı onun bir yıldız ile çalışmasını ister. Sarışın ve aptal bir kadın oyuncuyu tavsiye eder. Emrah bunu da kabul eder ama karşısına Ankara’nın dev bürokrasi çarkları çıkar... Emrah'ın, hayalleriyle arasında Müzeyyen Hanım'dan (Asuman Dabak ki, Propaganda’da “Ankara Ankara seni görmek ister her bahtı kara nakaratındaki bahtı karaları yaratan bürokratlardan biridir) alacağı son bir imza kalmıştır. İşler ters gider. Emrah filmi çeker ama izni alamaz. Çünkü bürokrasinin alt kademesindeki bu küçük memure, bugün artık cümle âleme komik gelen, “film çekmek için senaryonun tasdik edilmesi şartını içeren” bir kanunu öne sürer: üstelik kültürel, ahlaki ve ulusal gerekçelerle; üstelik kör bir inatla...
Sinan Çetin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sinan Çetin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
13 Ocak 2011 Perşembe
9 Aralık 2009 Çarşamba
Yeni Yeşilçam ve Yaşamsevicilik!
Serdar Akar’ın yönettiği Gece’nin Kanatları benim "Yeni Yeşilçam" diyerek kavramlaştırdığım yeni bir sinema zihniyetinin ürünü. Senaryoyu yazan Mahsun Kırmızıgül bundan önce yazıp yönettiği iki filmde bu ekole dâhil olmuştu. Serdar Akar da dizilerden sonra, Kurtlar Vadisi Irak ve Gecenin Kanatları ile ekole dâhil oldu.
29 Ekim 2009 Perşembe
Levent Semerci'nin Nefes filminin Sinematoğrafik Karakteri Yüksek
Filmi epeyce düşündükten sonra beni sarsan kanat şu oldu: Türkiye toprakları üzerinde tarihte var olmamış bir "sözde Kürdistan" kurmak isteyenlerin sivil kolları, bu emellerini pervasızca dile getirirken ana dili Türkçe olanların “vicdan” yapmalarını çok yadırgıyorum neye bağlayacağımı bilemiyorum…
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

