Eskiden okuduğum bazı kitaplara sardım şu sıralar. Yakup Kadri’nin Nur Baba ve Ankara romanlarını tekrar okudum. Osmanlı devletinin kuruluşu esnasında Yeniçeri’lerin inançlarını en yüksek ölçüde tutan Bektaşi tarikatının, 20. Yüzyılda bir tekkesinin çürümüşlüğünün anlattığı bölümler gerçekten sancılandırıyor insanı. Hatayî’nin (Şah İsmail), “Hatayî hal çağında / Hak gönül alçağında / Bin Ka’be’den yeğrektir / Bir gönül al çağında” tarzı şiirlerindeki pırıl pırıl Türkçe mistisizmin yerini artık kösnül ve tahahmmur etmiş (ekşimiş şarap tadında)sözler almıştır. Ankara romanında ise daha devlet kurulurken hayatını ortaya koyan dağ gibi askerler, devlet kurulup akçalı işler dönemi başlayınca, yabancı elçilik davetlerinde komik reveranslarla yabancı madamaların elini öpen, iki büklüm saray dalkavuklarına dönüşmüşlerdir. Buna karşılık aydın kesimden gençliğin ideal bir Türkiye yaratması için çalışan şahsiyetler de çıkmıştır…
Ankara etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ankara etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
3 Ağustos 2012 Cuma
14 Mart 2010 Pazar
ANKARA KUTLU BİR ŞEHİRDİR!
Yahya Kemal taklitçilerinin aksine Ankara'yı severim: Ankara, bin yıl boyunca Hakanları tarafından ihmal edilen Türklerin gerçek başkentidir! Yahya Kemal, Siyasi ve Edebi Portreler kitabında açıkça belirttiği gibi ilk Türkçülerden olmasına rağmen Balkanlı olduğu için Ankara'yı asla sevemedi. Balkanlı Atatürk ise Anadolu'da bir Kent yarattı!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

