20 Aralık 2025 Cumartesi

Yüksel Aksu’dan bir varoluş masalı: Bak Postacı Geliyor

Yönetmen Yüksel Aksu, hikâyenin ciddiyetine uymayan, gayrı ciddi tartışmalara kurban olup sessizliğe gömülen iyi filmi “Cem Karaca”dan sonra boş durmadı. Gişede iddialı yeni bir ana akım film daha çevirdi. Cuma günü gösterime giren “Bak Postacı Geliyor”, Aksu’nun anne-babasının hikâyesine odaklanmış olmasına rağmen tıpkı Cem Karaca biyografik filmindeki gibi katmanlı anlatımıyla her seviyeden seyirciye kahkaha attırmak, kahkahadan kırılanları düşündürmek gibi bir misyonu üstleniyor! Necip Fazıl’ın “Beklenen”, Sezai Karakoç’un “Mona Rosa”, Cahit Sıtkı’nın “Serenad”, Nazım Hikmet’in “Tahir ile Zühre Meselesi” gibi şiirleri postacıyla beraber arka arkaya zihnimizin kapılarını çalıyor! Aksu, mısraları senaryosuna ekleyerek anlatısını şiirler üzerinden tıpkı suda bir taş gibi sektirmeyi başarıyor. Bu anlatım tarzı, 1950 ve 60’ların Türkiye’sinin günümüzden ne kadar yüksek bir duygu dünyası ve kültür atmosferine sahip olduğunu gösteriyor. Senarist-yönetmenimiz, Nazım Hikmet’in romantik, halkçı ve Anadolu insanını yüceltici sesini, Necip Fazıl’ın aşka dair en rafine, en derin ve en dramatize söyleyişini, Cahit Sıtkı’nın erken modernleşmenin şafağında yapayalnızlık sarmalında, “güzellik” karşısında yaşadığı ürperişlerini, Sezai Karakoç’un masalsı romantizmini filmin ritmine yedirerek sade bir arzuhalci (postacı) ile sürgün ve komünist bir öğretmen yoluyla yepyeni bir katman elde ediyor. Can çıkmayınca huy çıkmaz derler: Yüksel de illa bir aykırılık yapacak! Neticede hikâye hafif bir halk direnişi havasına bürünüyor olsa da bu “kurmaca anarşistimsilerin” bütün karizmasını Ege şivesi buzuveriii! (Aşağıya bak!) Yüksel Aksu’nun babası “Osman Aksu” rolünü üstlenen oyuncu Ozan Akbaba’nın masalsı ve romantik aşk hikâyesine boyut katmış olması filmin artılardan bir diğeri. Senaryo çoğu zaman aşırı mizah içeren şahane şakalarla yürüyor. Mesela, Osman’ın gözaltındayken sıkıyönetim komutanı ile kız alıp verme sohbeti, dostları ile Osman arasındaki kızı kaçırıp kaçırmama muhabbeti, Osman ile âşık olduğu Gülizar kız arasında geçen ve dönemin kadın – erkek sohbetlerindeki, kinaye, mecaz ve teşbihli hatta cinaslı konuşmaların tamamı zekice yazılmış. Bu konuşmalar doğrudan zihinsel anlamda “special effect”lere sebep oluyor. Yüksel Aksu nihayetinde omzuna Yörük yağlığını (poşu da diyor bazıları) atıp, elinde megafonla bir “okuyucu*”ya dönüşüyor; sıklıkla yaptığı gibi Fellini-vari bir çeşniyle ve Muğla ahalisiyle beraber, matbaa > davetiye > e-posta>WhatsUp> SMS> iMessage illâ da

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder