29 Nisan 2010 Perşembe

Michael Haneke'den Mükemmel Bir Avrupa Sineması Örneği: Beyaz Bant

Michael Haneke bu defa Alman ırkının sarışın köylülerini kullanarak Avrupa insanını yapan kök değerleri kıyasıya eleştiriyor. Yönetmen, Katolik zihniyete baş kaldıran Almanlar’ın yarattığı Protestan mezhebinin aslında Hıristiyanlığın diğer “muharref yorumları” kadar sakat olduğunun altını kalın çizgilerle çiziyor.

18 Nisan 2010 Pazar

Emek Sineması Popüler Kültür Tarihimizin Önemli Bir Parçasıdır

18 Nisan Pazar günü Emek sineması için yürüyüş yapıldı! Yıkılmaması yönündeki çabaları destekliyorum. Çünkü gerçekten İstanbul kültür tarihinin bir parçasıdır Emek Sineması. Burada pek çok etkinlik yapıldı. Dünya sinemasının en iyi filmleri ilk defa bu sinemada gösterildi…

13 Nisan 2010 Salı

Ankara'da Muhabbet Anları: N'oldu Bu Gönlüm N'oldu Bu Gönlüm

Coşkun Çokyiğit, Hacı Bayram'da dünyanın en sıcak kanlı güvercinleri ile muhabbet ediyor ama kendisine bakan bu güzel küçük kızın içindeki sıcaklığı o anda fark edememenin "Vah"ını hep çekiyor!
N'oldu bu gönlüm n'oldu bu gönlüm / Derd-u gam ile doldu bu gönlüm / Yandı bu gönlüm yandı bu gönlüm / Yanmada derman buldu bu gönlüm  / Yan ey gönül yan yan ey gönül yan / Yanmadan oldu derdine derman ... Pervane gibi pervane gibi / Şem'ine aşkın yandı bu gönlüm / Gerçi ki kandı gerçeğe yandı / Rengine aşkın cümle boyandı / Kendide buldu kendide buldu / Matlabını hoş buldu gönlüm..

8 Nisan 2010 Perşembe

Gerçeklik, Müdahale Edildiğinde Kaosa Dönüşür!

Semih Kaplanoğlu’nun Altın Ayı ödüllü Bal’ı gerçekten zor bir film. İzlemek sabır istiyor. Yönetmenin mecazlarını, istiarelerini, kapalı istiarelerini ve göndermelerini çözmek için bundan önceki iki filmini, Yumurta ve Süt’ü izlemiş olmak şart. Neyse ki önceden çekilmiş iki filmi seyrettiğim ve zaman içinde minimalist ve “kavramsal sinema” dillerine iyice alıştığım için, iki saat boyunca hiç sıkıntı çekmedim!

6 Nisan 2010 Salı

Kadını keskin bıçak, Taze kan gibi sıcak. İstanbul, İstanbul...

Bugün İKSV'nin akredite basına reva gördüğü her günkü programı saat 13.00 kadar teyit edip bilet alma uygulamasına çok öfkelendim ama sonra bunun bana ne büyük bir fayda sağladığın görünce öfkem biraz geçti. Benim öfkem bir takım pamukların öfkesi gibi para görünce geçmiyor. Manevi alemden gelen ilham ile hareket edince huzur buluyorum. Bakın bugün neler yaptım!




2 Nisan 2010 Cuma

Gerçekle Gerçeküstünün Muhteşem Buluşması: Dr. Parnasus

Terry Gilliam, bugüne kadar izlediğim en güzel filmlerden birisine imza atmış. Gerçekle gerçeküstünün muhteşem bir görsel şölenle sunulduğu Dr. Parnasus konusu kadar kadrosuyla ilginç bir sinema alaşımı. Heath Ledger, Christopher Plummer, Johnny Depp, Jude Law gibi isimleri bir araya getiren filmin öyküsü çok tanıdık ama sıkıcı değil!