Tiyatro Oyun Bandı’nın "Uyanış" adlı oyununun galası, 28 Aralık günü Profilo Kültür Merkezi Salon 2'de yapıldı. Yağmur Yağmur tarafından İstanbul’da yeni kurulan Tiyatro Oyun Bandı’nın sahneye koyduğu “Uyanış”ın galasına Hatice Arslan, Kenan Ece, Gül Erda, İsmet Üstekin, Nur Sürer, Seray Gözler, Üstün Akmen, Hilmi Zafer Şahin, Deniz Gökçer, Başay Okay gibi tanınmış sanatçılar da katıldı. Yazar Yakup Almelek'in oyunu 2010 yılında Amerikalı tiyatro yönetmeni Annie Ward'un rejisiyle Broadway’in "Theatre Three" tiyatrosunda sergilenmişti. Yakup Almelek'in Peyami Safa'nın mütereddit ve kendinden memnun olmayan, bunalımlı karakterlerini hatırlatan Ayla karakterinin dönüşümü ve vardığı nokta oyunun sürprizini oluşturuyor. Almelek, aile, baba, anne, cinsellik, aşk, yaşamak, ölüm gibi ciddi temaları harmanladığı metnini Ayla rolünde yorumlayan Özlem Öçalmaz'ın hakkını baştan teslim etmek gerek. Hemen ardında da Ayla'nın kuzeni rolündeki Alayça Öztürk'e bir alkış!
Hollywood etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hollywood etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
30 Aralık 2014 Salı
Broadway'de de sahnelenen Uyanış'ın galası yapıldı
Tiyatro Oyun Bandı’nın "Uyanış" adlı oyununun galası, 28 Aralık günü Profilo Kültür Merkezi Salon 2'de yapıldı. Yağmur Yağmur tarafından İstanbul’da yeni kurulan Tiyatro Oyun Bandı’nın sahneye koyduğu “Uyanış”ın galasına Hatice Arslan, Kenan Ece, Gül Erda, İsmet Üstekin, Nur Sürer, Seray Gözler, Üstün Akmen, Hilmi Zafer Şahin, Deniz Gökçer, Başay Okay gibi tanınmış sanatçılar da katıldı. Yazar Yakup Almelek'in oyunu 2010 yılında Amerikalı tiyatro yönetmeni Annie Ward'un rejisiyle Broadway’in "Theatre Three" tiyatrosunda sergilenmişti. Yakup Almelek'in Peyami Safa'nın mütereddit ve kendinden memnun olmayan, bunalımlı karakterlerini hatırlatan Ayla karakterinin dönüşümü ve vardığı nokta oyunun sürprizini oluşturuyor. Almelek, aile, baba, anne, cinsellik, aşk, yaşamak, ölüm gibi ciddi temaları harmanladığı metnini Ayla rolünde yorumlayan Özlem Öçalmaz'ın hakkını baştan teslim etmek gerek. Hemen ardında da Ayla'nın kuzeni rolündeki Alayça Öztürk'e bir alkış! 27 Ekim 2014 Pazartesi
Holywood Sineması tam bir yalınlaştırma makinesi gibi çalışıyor
![]() |
| Filmin afişi. |
Hürriyet gazetesinin İnternet sitesindeki haberi görünce, "İşte bu!" dedim. Yıllarca yazdım, yazıyorum ve bundan sonra da yazacağım. Hollywood sineması kurulduğu günden beri tam bir "yalanlaştırma makinesi" gibi çalışıyor. Önce Kızıderililer ve Amerikan soykırım tarihi konusunda yalanlar söyledi. Soğuk Savaş döneminde, istihbarat dünyasının en büyük silahlarından iki argümanı, "enformasyon-dezenformasyon"u sinema sanatına sokarak tam bir jurnalji gibi davrandı. Kimi zaman devraldığı "Haçlı Edebiyatı" dilini kullanarak Batı Avrupa ve Amerika dışında yaşamayan yani "ari ırk"tan olmayan insanları öküz yerine koyduğu bile oldu! 11 Eylül'den sonra ise "Haçlı Edebiyatı" dilini tamamen benimseyerek bütün Müslümanları potansiyel terörist, savaşılacak, inlerinde yok edilecek yaratıklar olarak anlatmaya başladı. En son Dracula Untold filminde tarihi gerçekleri çarpıtan, yalanlaştırıcı, indirgemeci, ötekileştirici, ırkçı ve ayrımcı bir dil kullanarak 21. Yüzyıl için yine Amerika tarafından siyasi söylemin gözde kavramlarına, yani Yeni Dünya Siyaseti'nin politik ilkelerine ters düşen bir filmi dünya seyircisine sunma küstahlığını gösterdi!
İyi de Geceyarısı Ekspresi İngiliz - Amerikan ortak yapımı dediğinizi duyar gibi oluyorum: Evet doğru, İngiltere'nin Güneş Batmayan İmparatorluğu, "Gölgeler İmparatorluğu"na dönüştükten sonra bu ülke kendi yumruğunu değil Amerikan yumruğunu kullandığı için göze batan da anlı şanlı Birleşik Devletler sineması oluyor!
Bir tür beyin kol işbirliği gibi yani...
İşte o haber
![]() |
| Ümid edelim de bizimkiler Billy Hayes'i bir kahramana dönüştürmesinler! |
New York’a Türk bayrağı çekecek
Nafiz ALBAYRAK / DHA 27 Ekim 2014
Türkiye’yi dünyaya yanlış tanıtan ‘Gece Yarısı Ekspresi’
filminin gerçek hayattaki kahramanı Billy Hayes, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı
törenlerinde New York’ta Wall Street’e Türk bayrağı çekecek.
22 Ağustos 2009 Cumartesi
*SİNEMANİ / Dünya Sineması Nasıl kurtulur?
BU yaz çok az öngösterim yapıldı. Gösterilen filmlerin büyük bir kısmı basitti. "Haydi bir yaz sürprizi olsun!" diye gittiğim iddialı bir kaç filmi, bazı sinema yazarı arkadaşlarım sevdi ise de beni sarmamışlardı. Sanıyorum beklenen gerçekleşiyor: dünya sineması anlatacak "doğru dürüst" konu bulamayacak duruma düşüyor!
Zaten dünyanın bir numarası Hollywood fabrikasında bir yıl boyunca üretilen filmlerin beklenen hasılatı yapmadığı gazetelerde yer almaya başladı. Bütün şaşaasına debdebesine rağmen Amerikanın bu propaganda (kültürel ve siyasi anlamda) yumurtlayan tavuğu belki de artık altın değil, İsrail tarzı "hibrit" yumurtalar vermeye başladı... (Ülkemizde Hollywood veya diğer Batı sinemalarını taklit eden bazı yönetmenlerin beklenen gerçekleşip Hollywood çöktüğünde ne yapacaklarını pek merak ediyorum.) Daha da ileri giderek diyebilirim ki, dünya sinemasının hayrına bu tür sinema anlayışını yer yüzünden yok etmek gerek!
Muhtemeldir ki, sanatı "yalanlaştırma" nesnesine/aracına dönüştüren bu zihniyetin gideceği yer, söyleyeceği yalan ve yalanlaştıracağı hakikat, kirleteceği masumiyet kalmadı. İnsanoğlu, "sanat eserinin özgürlük alanı vardır" siperinin arkasına saklanarak her türlü kutsalı kirleten sinemadan kurtulduğunda, umuyorum ki, hormonsuz, ilaçsız, enetilmemiş, doğurgan ve sahih hikayelerini yeniden anlatmaya başlayacaktır! Amerikan hükümetinin insanlığa yapacağı en büyük iyiliklerden biri Hollywood'un kapsına kilit vurup, bu ülke sinemacılarını özgürleştirmek olacaktır!
Belki o zaman bu yaz olduğu gibi biraz sıkıntı çekeriz. Kanımıza işleyen, hücrelerimizi esir alan nikotinden kurtulmak için nasıl sıkıntı çekiyorsak aynı şekilde uzun müddet kıvranabiliriz... Nihayetinde insanın uyum kabiliyet neredeyse sonsuz değil midir? Öyle biliyorum. Yani bunu da aşarız.Bir gün bu hayalim gerçekleşecek olursa hepimiz, "Yaşasın yalansız sinema" diye sevinç çığlıkları atacağız.
Bu Yazı Bizim Gazete'de 21 Ağustos 2009'da yayınlanmıştır.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

