Galip Erdem’in, "Büyük Acilin Kapısında" isimli bir yazısını okumuştum yıllar önce. Hayatın şaşaası, neşesi, karmaşası, gümbürtüsü ve bütün hızı ile sürdüğü sırada bir kişinin bir hastane aciline muhtaç olması ve ölüm kalım mücadelesi verdiği anlara ait duygusal ve mistik bir yazıydı... Kesip saklamıştım ama daha sonra göçebelik yaşantısı içinde (!) bu kupürü yitirdim, aklımda izi kaldı…