Kış Uykusu, Aydın (Haluk Bilginer) isimli eski bir
tiyatrocunun babadan kalma mülkünde kurduğu hayatı, bu hayatın kırılganlığını ve
geleceğe dair kurguları irdeliyor. Aydın’ın, kız kardeşi Necla (Demet Akbağ)
ile eşi Nihal (Melisa Sözen) başta olmak üzere çevresindekilerle ilişkileri
-resepsiyonisti, kâhyası ve şoförü Hidayet, gelip giden turistler, aracının
camını kıran İlyas, babası İsmail, amcası cami imamı Hamdi vb.- mesafeli ve
soğuktur. Aydın, bu insanlarla gerçek anlamda iletişim kurmaz, hatta gözlerine
bile bakmaz. O, bir rüya âleminden gerçeğin buzdan çölüne düşmüş, bu düşüşten
arta kalan ‘halet-i ruhiye’ üstüne yapışıp kalmış donuk biridir. Mütearifeleri, oryantasyonu kaybolmuş, sevgisini ifade edebilme gücünü
yitirdiği için aşksızlıktan bütün hassasiyetleri kavrulmuştur. İmam Hamdi’nin yeğeni İlyas’ın bir icra meselesi sonucu, taş atarak araç camını kırmasının şokuyla kiracılarını bile yeni yeni tanımaya başlayan Aydın, bu
topraklarda doğmuş ve tevarüs yoluyla mülkün başına geçmiş olmasına rağmen onlardan
biri değil, “bir tas su içinde bir damla zeytinyağı” gibidir! Yapayalnızdır... Peyami
Safa, Matmazel Noraliya'nın Koltuğu romanında, başkarakteri Ferit’in içinde
bulunduğu acıklı durumu vurgularken yaklaşık olarak şöyle der: “Bir insanın mahkûm
olabileceği en kötü ceza yalnızlık ve köksüzlüktür”.
Demet Akbağ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Demet Akbağ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
15 Haziran 2014 Pazar
Nuri Bilge Ceylan'ın Kış Uykusu Filminin Aydın'ı : Köksüz, Yalnız ve (Yaban)cı!
Kış Uykusu, Aydın (Haluk Bilginer) isimli eski bir
tiyatrocunun babadan kalma mülkünde kurduğu hayatı, bu hayatın kırılganlığını ve
geleceğe dair kurguları irdeliyor. Aydın’ın, kız kardeşi Necla (Demet Akbağ)
ile eşi Nihal (Melisa Sözen) başta olmak üzere çevresindekilerle ilişkileri
-resepsiyonisti, kâhyası ve şoförü Hidayet, gelip giden turistler, aracının
camını kıran İlyas, babası İsmail, amcası cami imamı Hamdi vb.- mesafeli ve
soğuktur. Aydın, bu insanlarla gerçek anlamda iletişim kurmaz, hatta gözlerine
bile bakmaz. O, bir rüya âleminden gerçeğin buzdan çölüne düşmüş, bu düşüşten
arta kalan ‘halet-i ruhiye’ üstüne yapışıp kalmış donuk biridir. Mütearifeleri, oryantasyonu kaybolmuş, sevgisini ifade edebilme gücünü
yitirdiği için aşksızlıktan bütün hassasiyetleri kavrulmuştur. İmam Hamdi’nin yeğeni İlyas’ın bir icra meselesi sonucu, taş atarak araç camını kırmasının şokuyla kiracılarını bile yeni yeni tanımaya başlayan Aydın, bu
topraklarda doğmuş ve tevarüs yoluyla mülkün başına geçmiş olmasına rağmen onlardan
biri değil, “bir tas su içinde bir damla zeytinyağı” gibidir! Yapayalnızdır... Peyami
Safa, Matmazel Noraliya'nın Koltuğu romanında, başkarakteri Ferit’in içinde
bulunduğu acıklı durumu vurgularken yaklaşık olarak şöyle der: “Bir insanın mahkûm
olabileceği en kötü ceza yalnızlık ve köksüzlüktür”. 16 Mayıs 2014 Cuma
Kış Uykusu'nun Galası Yapıldı
Nuri Bilge Ceylan’ın, 67. Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye için yarışan yeni filmi “Kış Uykusu”nun galası; 16 Mayıs Cuma günü Festival Sarayı’nda gerçekleşti. Yapımcılığını ZeynoFilm’in üstlendiği, başrollerini Haluk Bilginer, Melisa Sözen ve Demet Akbağ’ın paylaştığı “Kış Uykusu”nun galasına; yönetmen, oyuncular, senarist ve yapımcıların yanı sıra, Cem Yılmaz, Zerrin ve Hira Tekindor, Ayşegül-Ömer Dinçkök gibi Türkiye’den ve dünyadan çok sayıda önemli davetli katıldı. 7 Ocak 2011 Cuma
Eyyvah Eyvah 2
Hakan Algül’ün yönettiği ve Ata Demirer, Demet Akbağ, Özge Borak Şakrak ile Salih Kalyon’un oynadığı Eyyvah Eyvah 2, kaldığı yerden kahkaha fırtınaları yaratmaya davam ediyor. “Senden ötürü” deyişinin kahramanımız Hüseyin’in ağzından düşmediği ikinci filmde, bu defa Firuzan inciler saçmaya başlıyor: “Trakyalı Shrek”, “köy umurtası” gibi ifadeler, tıpkı eski Yeşilçam filmlerinde halk dilinden yararlanan senaryocularımızın algısı ve yansıtma biçimi ile bizi yeniden buluşturuyor. Bu bağlamda filmi harika buldum. Sinemamızda, Trakya’da (Çanakkale Geyikli) yaşayan insanlarımızın hayatına bu kadar sıcak, samimi ve sahih bir başka yaklaşım oldu mu bilmiyorum! Tüm ekibe 4 yıldızlı kocaman bir “Harikasınız” diyorum!
***
Siyah, komşu, ben, hayde bre, müşteri gibi birkaç Türkçe kelimeyi tespit edebildiğim Danis Tanovic’in yönettiği ve Miki Manojlovic, Boris Ler, Mira Furlan ile Jelena Stupljanin’in oynadığı Güzel Bir Hayat Düşlerken (Cirkus Columbia), Eski Yugoslavya’nın parçalanması sürecinde yaşanan olaylardan bir bölüm sunuyor. Dikov, çıtır sevgilisi, çok değer verdiği siyah kedisi, eski kadısı Lucija ve oğlu Martin arasında geçen öykü, insanı hemen kendi içine alıyor. Üstelik bir zamanlar İmparatorluk coğrafyamızın bir parçası olan ve bazı Türkçe sözcükleri hala kullanan bu insanların dertlerini içselleştirmemek mümkün mü? Danis Tanovic’e 3 yıldız!
***
Siyah, komşu, ben, hayde bre, müşteri gibi birkaç Türkçe kelimeyi tespit edebildiğim Danis Tanovic’in yönettiği ve Miki Manojlovic, Boris Ler, Mira Furlan ile Jelena Stupljanin’in oynadığı Güzel Bir Hayat Düşlerken (Cirkus Columbia), Eski Yugoslavya’nın parçalanması sürecinde yaşanan olaylardan bir bölüm sunuyor. Dikov, çıtır sevgilisi, çok değer verdiği siyah kedisi, eski kadısı Lucija ve oğlu Martin arasında geçen öykü, insanı hemen kendi içine alıyor. Üstelik bir zamanlar İmparatorluk coğrafyamızın bir parçası olan ve bazı Türkçe sözcükleri hala kullanan bu insanların dertlerini içselleştirmemek mümkün mü? Danis Tanovic’e 3 yıldız!
27 Şubat 2010 Cumartesi
Eyyvah Eyvah Düşündürüyor: Türk Sineması Özüne Dönüyor mu?
Ne Hollywood sinemasına göndermeler yapma hevesi, ne “Ben de entelektüel hikâye anlatabilirim” gayreti! Bu topraklarda yetişen, katıksız ve saflık şampiyonu bir yetim-öksüz genç, onun kadar temiz kalpli arkadaşlar, gülüşü iç yakan güzel kızlar, feleğinden çemberinden geçmiş havasındaysa da her an kırılabilecek kadar zayıf yanlarıyla bir hayat kadını, küçük yan karakterler (tipler delmiyorum, dikkat!)…
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

