23 Ağustos 2026 Pazar
Kalplerin şifası sevgiliye kavuşmaktır
Osman Hamdi Bey’in kim tarafından hangi akla hizmetle “Kaplumbağa Terbiyecisi” adını verdiğini anlayamadığım meşhur tablosu hakkında aklıma gelen her türlü soruyu sanal alemde sörf yaparak öğrenmeye çalışıyorum. Sora sora 1300 yıl önce dikilen Göktürk Anıtlarına kadar vardım! Aslında daha o kadar eski zamanlar gitmeden önce şu “terbiyeci herif” meselesini çözmeye çalıştım. Tablonun ekran görüntüsünü alarak çini pencere alınlığına yazılmış ‘hattı’ okudum: Şifâü’l-kulubi likâü’l mahbûb. Yani basitçe “kalplerin şifası sevgiliye kavuşmaktır ya da sevgilinin yüzüdür” şeklinde anlatabileceğim, Şark’ın bütün büyük söz sultanları tarafından pek çok defa kullanılmış bu meşhur “hikemî kelam” Bursa Yeşil Camii’nin hünkâr mahfili bölümündeki pencere alınlığında aynıyla vardır. Yeşil Cami’de olmayan ise Osman Hamdi’nin 1907’de çizdiği tablosuna koyduğu “Muhammed” tablosudur!
Kaplumbağa Terbiyecisi adı daha sonra konan bu ilginç tablo üzerindeki detayları incelerken, dervişin sırtındaki keşkül ile ‘terbiyeci’ yaftasını takanların sopa sandığı elindeki ney bize göstermektedir ki, aslında nefsini terbiye etmek için dünyadan vaz geçmiş bir dervişi seyretmekteyiz. Evet dikkat edin, tabloda asıl olan kaplumbağalar değil, nefsini terbiye etmek için başka her şeyden vazgeçmiş bir derviştir. Kırmızı abasıyla tablonun merkezine yerleştirilmiş olan dervişin başının üzerinde ise “Şifâü’l-kulubi likâü’l mahbûb” ve “Muhammed” levhası varken Batı ve Doğu sanatları geleneğinde asla evcilleştirilebilir bir canlı olarak algılanmamış, genellikle yavaşlık, kabuğu, uzun ömrü ve yer /yüzüy/le ilişkisi bağlamlarında resmedilmiştir. Bu açıdan bakıldığında hatta, dervişin kaplumbağaları terbiye etmesi bir yana, onların telaşsız ve dingin yaşayışlarından dervişin ders çıkarttığı ve nefs terbiyesine yeni bir katman eklemek için nirvanaya ermiş bu hayvanları ibretle seyrettiği dahi söylenebilir. Bu açıdan tabloya, “dervişi terbiye eden kaplumbağalar” adı bile verilebilir.
Pak çok mecrada, Osman Hamdi Bey bu tablosunu babası Sadrazam İbrahim Edehem Paşa’nın tesiriyle çizmiş şeklinde bilgiler var. Sadrazam Paşa, resim eğitimi alan oğlu Hamdi’ye Fransız ressam ve çizer Louis Crépon'a ait bir Japon gravüründen esinlenilerek çizilmiş "Charmeur de tortues" (Kaplumbağa Terbiyecisi) adlı ve 1869 yılında Le Tour du Monde'da yayımlanmış bir eseri tanıtır. Bu tablodaki kişi, elindeki def benzeri çalgı aleti ve kaplumbağaların dehşet içinde birbirinin üzerinden atlamaya çalışır hali ile Osman Hamdi’nin tablosu arasında çok derin bir fark vardır, o da “şifasız bir kalp, çirkin bir surat”ın yaydığı sinirli enerji ile sevgilinin yüzünü görüp şifa bulmak ümidini her dem kalbinin vuruşunda terennüm eden Müslüman dervişin sakin hâlidir!
Nitekim bu konuda ciddi bir araştırma yapan Doç. Dr. Murat Ak’ın tespitleri şöyledir: “Osmanlı modernleşmesinin önemli sanatçı karakterlerinden biri olan, 1842- 1910 yılları arasında yaşamış ressam, müzeci, arkeolog ve yazar vasıflarıyla öne çıkmış Osman Hamdi Bey, herkesçe bilinen ve çizildiği tarihten sonra Kaplumbağa Terbiyecisi olarak isimlendirilen tablosunda sakalları ağarmaya yüz tutmuş yaşlı bir adamı resmetmiştir. Tabloda yer alan sakalları ağarmaya yüz tutmuş ve beli bükülmüş bu yaşlı ihtiyar küçük bir pencerenin önünde yerdeki yaprakları yiyen kaplumbağaları terbiye eder. Tablodaki küçük pencerenin alınlığında ise Şifâu’lkulûb likâu’l mahbûb yazısı yer almaktadır. İlgili tablo vesilesiyle ifade, akademik çalışmaların ve serbest incelemelerin de konusu olmuştur. Osman Hamdi Bey’in bu tabloda resmettiği mekânın Bursa Yeşil Camii olduğu bilinmektedir. İlgili ifade Bursa Yeşil Camii’nde yer alan pencere alınlığında da mevcuttur. Ayrıca tablonun Osman Hamdi Bey tarafından resmedilen birden fazla versiyonu bulunmaktadır. Tablonun 1907 yılı versiyonunda 1906 yılı versiyonundan farklı olarak 13 Osman Hamdi Bey Şifâü’l-kulûb likâü’l-mahbûb yazısının hemen sağ yanına Muhammed yazılı bir levha koymuştur. Şifâü’l-kulûb likâü’l-mahbûb yazısının Bursa Yeşil Camii’nde yer alması, yine Osman Hamdi Bey’in tablonun 1907 yılı versiyonunda yazının yanına Muhammed levhasını yerleştirmesi ifadede geçen mahbûb (sevgili) kelimesinden maksadın metafizik bir telakki ile Hz. Muhammed (sav) olması gerektiği çağrışımını yapar. Bu durum Osman Hamdi Bey’in ilgili yazıyı da böyle bir bağlamda anladığını ya da anlatmak istediğini düşündürmektedir. Osman Hamdi Bey’in resminde cami vb. dinî çağrışımlı bu unsurlarla Osmanlının ve Doğu’nun dinî kimliğine vurgu yaptığı da söylenmektedir. Şifâü’l-kulûb likâü’l-mahbûb ifadesi farklı yerlerde de karşımıza çıkmaktadır.”
İncelemenin devamında Şark’a ait bu hikmetli sözün pek çok alim, şair, hakim ve sultan tarafından defalarca kullanıldığına dair kaynaklarla desteklenmiş bilgiler mevcuttur. Buradan şu sonuca varmak istiyorum ki, Osman Hamdi Bey’in “Kaplumbağa Terbiyecisi” adıyla yaftalanan tablosuna bu adı verenlerin muhtemelen Şark’a ait büyük irfan/hikmet ırmağından, bu geleneğin binlerce yıl içinde katmanlaşarak hayatın ve kültürün her alanına sirayet etmiş tasavvufi algısında haberleri yok!
MAKALE SAHİBİ: Murat Ak Doç. Dr., Necmettin Erbakan Üniversitesi, Ahmet Keleşoğlu İlahiyat Fakültesi, Türk İslam Tarihi ve Sanatları
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder